|
ANA MENÜ
|
Tarih: 01.12.2008 > Bu makale 120 kez okunmuştur.
Harvard Üniversitesi'nin sert şartlarından bunalan akademisyenler, başka üniversitelere geçiyor. Onlardan biri de Hande Özdinler.
Les Turner Derneği tarafından ALS hastalığına çare bulmak için 400 bilim adamı arasından seçilerek ABD'nin önde gelen üniversitelerinden Northwestern'da yeni bir laboratuar kurmakla görevlendirilen bilim kadını Prof. Dr. Hande Özdinler, 10 Kasım'da gerçekleşen açılış törenindeki konuşmasına "Bugün burada olmamı sağlayan cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'e sonsuz saygılarımı sunuyorum" sözleriyle başladı. Özdinler'in kuruculuğunu üstlendiği ALS (Amyotrophic Lateral Sclerosis), Türkiye'de 'motor nöron' hastalığı olarak biliniyor. Ünlü bilim adamı Stephen Hawkins'in de muzdarip olduğu bu hastalık, sinir sistemini ilgilendiriyor. Bilinen bir tedavisi olmayan bu hastalığa yakalananlar, beyin fonksiyonlarını yitirmiyor ama zaman içinde kaslarını kontrol edemeyecek hale geliyorlar.
Harvard'dan kaçış!
Özdinler şimdi Northwestern Üniversitesi Feinberg Tıp Merkezi'nde nöroloji bölümünde öğretim görevlisi. Aynı zamanda ALS araştırma merkezi kurmakla görevlendirildi. Bu teklif karşısındaki ruh halini "Çok sevindim, gururlandım, korktum, tekrar gururlandım... Duygularım böyle bir kısır döngü içinde dönüp dolaştı" diye anlatıyor. Bu konudaki araştırmalarına yine dünyaca ünlü Harvard Üniversitesi'nde başlayan Özdinler'in, transferinin arkasındaki hikaye oldukça ilginç. Zira Özdinler, Harvard'tan koparak başka üniversitelere dağılan bir grup akademisyen arasında. Bu araştırmacıların dünyanın en cazibeli okullarından Harvard'ı terk etmesinin ortak nedenleri var. "Harvard'da o dinamizmi yakalayamadım. Benim gibi düşünen birkaç bilim adamı daha ayrıldı" diyen Özdinler, Harvard'daki 'yaprak dökümü'nün önce Başkan Larry Summers ile başladığını aktarıyor: "Ardından Harvard Halk Sağlığı Merkezi Dekanı Barry Bloom ayrıldı. ALS konusunda dünyaca ünlü Prof. Dr. Robert Brown
da Harvard'ı bırakma kararı aldı. Epey bir giden oldu ama bunlar pek duyurulmuyor. Ben bile sadece tanıdıklarımı biliyorum" diyor.
Korkutucu rekabet
Peki hem öğrenciler hem de akademisyenler açısından dünyanın en prestijli üniversitesi Harvard kötü bir dönemece girdi de kan mı kaybediyor? Bu soruya cevap vermek zor, ne de olsa Harvard çok büyük ve köklü bir okul. Ancak Özdinler kendi görüşlerini paylaşıyor: "Harvard çok güzel ve her şeyi var ama artık belli bir doyuma ulaşmış gibi. Yeniliklere, hızla büyüyen üniversiteler kadar açık değil. Ayrıca burada herkesin bir kalesi var ve akademisyenler bilim kadar o kaleleri korumaya da önem veriyor. Önemli profesörler, gençlere pek de yardımcı olmak istemiyor. Çünkü sistem çok acımasız ve her an kendileri açıkta kalabilir." Northwestern'ın teklifini düşündüğü sırada Harvard'ta yaşanan bir olay Özdinler'in kararına yardımcı olmuş. Zira bir kadın profesörün başına gelenler, Özdinler'i çok üzmüş. Ulusal Sağlık Enstitüsü'nden (NIH), araştırması için gerekli maddi desteği alamayan profesöre yardım eli uzatılmadığı gibi "laboratuarı derhal boşalt" denmiş. Yıllık üç milyar doların üzerinde bütçeye sahip olan okulun araştırmacısına sahip çıkmamasını "Çok ağrıma gitti" sözleriyle anlatan Özdinler için olayın devamı, daha da travmatik olmuş. Diğer akademisyenler boşaltılan laboratuardaki aletleri paylaşmak için adeta yarışmış. Yeni üniversitesinde, verdiği karardan memnun olsa da Harvard'ın "altın kaşığı"nı özlediğini itiraf ediyor genç akademisyen. "Harvard artık özellikle kadın profesörlere daha iyi davranmaya çalışıyor ama her şey para, politika ve güç çemberine endekslenmiş olduğu için insanlar kaçıyor" diyerek artık enerjisini yeni çalışmalarına yöneltiyor. Özdinler'in yaşamında değişmeyenlerden biri, ağır çalışma temposu. Onun için "mesai" kelimesinin bir anlamı yok. Gece yarısı, hafta sonu, sabah üçte her an laboratuarda olabiliyor. Hayatında kötü olan tek şey oğlu ve eşinden yaklaşık bir yıl ayrı kalacak olması. Chicago'da günde 16 saate yakın çalışan Özdinler, çareyi her hafta sonu uçağa binip iki saat uzaklıktaki Boston'a gitmekte buluyor. İki iş arasında kararsız kalanlara yüreklerini dinlemelerini tavsiye eden 37 yaşındaki bilim kadını sözlerini şöyle noktalıyor: "Eğer içlerinde enerji hissediyor ve yeni bir şeylere başlayabileceklerini ve başarabileceklerini hissediyorlarsa cesur olmalılar."
Neşe Mesutoğlu-İşte İnsan
Dinamizm isteyen Harvard'ı bırakıyor içeriği
Bu makale için hiç yorum yazılmamış! Yazmak için ağagıdaki formu doldurun
|